Esen Ünür

Sevgili babam, televizyon muhabiri, spiker, gazeteci, Esen Ünür'ün anısına …

Beş yıl oldu

Beş yıl önce bugün aldım babamın beyin kanaması geçirdiği haberini. İki ders arasında. Önce bilemedim n'apacağımı. Günlerden Çarşamba idi. Pazar sabahı öğrencilerimin bir çay davetine gitmiş, oradan geç dönmem ve aradaki yedi saat farkı nedeniyle uyandırmamak için aramamıştım babamı. Nasılsa bir sonraki Pazar'a bol bol sohbet ederiz, Beşiktaş'ın durumunu, PopStar'a çıkanların hallerini o zaman konuşuruz demiştim. Şimdiyse beyin kanaması geçirdiğini, komada olduğunu, durumundan pek umut olmadığını öğrenmiş, bir sonraki dersime beş dakika kala elim ayağım çözülmüş bir şekilde ofiste, masamın başında kalakalmıştım.

Bir kaç dakika sonra kalktım, otomatik viteste dersime gittim. Dersten sonra öğrencilerimin sorularını cevaplamadan ayrıldım bölümden. Aradım, annemle, kardeşimle konuştum. Hem vize hem de okuldan izin almam gibi bürokratik işlemlerle ertesi gün ilgilenmeme, Cuma günü de Türkiye'ye uçmama karar verdik.

Perşembe sabahı bölüm başkanımla konuştum. Vize statüm nedeniyle en geç bir hafta içinde dönmezsem işten atacaklarını söylediler. Ben de o size kalmış, dedim. Sonra dersime girdim. Dersten öğle vakti çıkar cikmaz, biletimi almak üzere eve yollandım. Yolda, evime 50 metre kala telefonum çaldı. Arayan bir arkadaşımdı. Şimdi duydum, dedi, başın sağolsun.

Sokakta kalakaldım öylece. Babamı bir daha sadece cenazesini yıkarken göreceğimin bilincinde.

Neyse ki Washington'dan, New York'dan, Ankara'dan babamın değerli dostları, kalbimde hep ayrı yerleri olacak büyüklerimiz yardım ellerini uzattılar. Onların sayesinde Cuma günü Türkiye'ye uçmam için planlar yapıldı (Ithaca-JFK arası altı-yedi saat sürdüğünden o gün uçmama imkan yoktu). Geceyi vergi beyannamemi hazırlayarak ve ABD'nin Ankara Başkonsolosluğuna faks ve email yazarak geçirdim. Ertesi sabah 4:50'de yola çıktım. New York'ta Cara'yla buluştuk. Hürriyet bürosunun yardımlarıyla havaalanına yollandım. Uçağa bindim.

[ Mustafa ağabey'in evinde, babamla son görüşmemiz ] Gazetelere baktığımda haberlerde Esen Ünür'ün cenazesinin kaldırılması için oğlu Sinan Ünür'ün Türkiye'ye dönmesi bekleniyor yazıyordu.

O sırada yanımda oturan adam omuzumu dürttü, Bu da kim ki böyle haber yapmışlar?, dedi. Ağzımı açıp da Babam diyemedim. Desem orada ağlamaya başlayacak, herkesin ilgisini üstüme çekecektim. Sustum.

Ankara'da annem, kardeşim ve 35 senelik dostum karşıladı. Cumartesi gününü ziyaretçilerle dertleşerek, Milliyet gazetesinde hazırlanan özel sayfanın detayları ile ilgilenerek ve telefonlara cevap vererek geçirdik.

Gelen bir telefon hepimizi çökertti, öfkelendirdi. TRT'den Genel Müdür sekreteri bir hanımla annem görüştü. Babamın TRT'de ne iş yaptığını, TRT'de tören isteyip istemediğimizi soruyorlarmış. Cevabımız netti: Eğer TRT kurum olarak babamın ne yaptığını, katkılarını bilmiyorsa, bizim açıklayacak halimiz yoktu. Ne iş yaptığını bilmedikleri birisi için de tören düzenlemelerine gerek yoktu.

Ertesi gün babamı yolcu ettik, onu bilenlerle, sevenlerle birlikte. Mekanı cennet olsun.

Teşekkür ilanı

İlgili gazete küpürleri